Bu çalışma, Yüksel Pazarkaya'nın Oturma İzni adlı eserinde göçmen travmasının anlatıdaki yansımalarını Joshua Pederson'un "eksiklik" kavramı çerçevesinde inceler. Dış göç üzerine yapılan mevcut çalışmalar sosyo-ekonomik zorluklar, kültürel uyum ve kimlik çatışması ekseninde şekillenirken bu çalışma göç deneyimini, bireyin belleğinde kırılma yaratan, doğrusal bellek inşasını sekteye uğratan ve dili tahrip eden varoluşsal bir kriz olarak kavramsallaştırır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi bir entelektüel soy zinciri üzerine kuruludur: Freud'un "gecikmişlik" ve "yineleme zorunlantısı" kavramları, Caruth'un bu zemini edebi alana taşıyan yorumu ve Pederson'un Caruth'tan türettiği üç kavram olan "eksiklik", "dolaylılık", "yineleme" bu zincirin halkalarını oluşturur. Çalışmada 'eksiklik' kavramıyla, göçmen öznenin yaşadığı travmatik kırılmanın bilince kaydedilemeyişi ve anlatıda boşluklar ile sessizlikler biçiminde yüzeye çıkışı Pazarkaya metinlerinde hem biçimsel hem de tematik yansımalarıyla örneklendirilir. Nitel veri analizinin benimsendiği çalışmada eserden seçilen sahneler eksikliğin izini gösteren 'sessizlik' ve 'metinsel boşluklar' çerçevesinde incelenir. Bulgular, Pazarkaya'nın metinlerinde göçmen travmasını 'eksiklik' aracılığıyla kurguladığını gösterir. Bu bağlamda çalışma birinci kuşak göçmen anlatılarının travmatik bir belleğin dışavurumları olduğunu vurgulayarak dış göç yazını ve travma çalışmaları arasında disiplinler arası bir diyalog kurmayı hedefler.
The study examines the narrative manifestations of migrant trauma in Oturma İzni by Yüksel Pazarkaya through the lens of Joshua Pederson's concept of 'absence'. While existing researches on migration have predominantly focused on socio-economic hardships, cultural adaptation and identity conflict, this study reconceptualises the migration experience as an existential crisis that fractures individual memory, disrupts linear memory construction, and erodes language. The theoretical framework rests on an intellectual lineage: Freud's concepts of "latency" and "repetition compulsion," Caruth's reinterpretation that extends this foundation to literary domain, and Pederson's three analytical concepts derived from Caruth — absence, indirection and repetition — constitute the successive links of this chain. Pederson's concept of "absence" which captures the traumatic rupture's failure to be consciously registered and its subsequent surfacing in narrative through gaps and silence serves as the primary analytical bridge to Pazarkaya's texts. Employing qualitative data analysis, selected scenes from the work are examined through the themes of 'silence' and 'textual gaps'. The findings demonstrate that Pazarkaya constructs migrant trauma through aesthetics of absence. The study thus reframes first-generation migrant narratives as expressions of traumatic memory, forging an interdisciplinary dialogue between migration literature and trauma studies.