Bu çalışma, 1958’den beri Almanya’da yaşayan ve göçmen edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan yazar, çevirmen ve araştırmacı Yüksel Pazarkaya’nın eğitime dair görüşlerini analiz etmektedir. Araştırma, Pazarkaya’nın kurmaca eserleri, derlemeleri ve bizzat kendi deneyimlerini paylaştığı konferans metni üzerinden nitel bir doküman analizi gerçekleştirmektedir. Çalışmanın temel odağı, göçmen çocukların baskın kültür içerisindeki eğitim sorunları, kültürlerarası pedagoji ve yaşam boyu öğrenme süreçleridir. Pazarkaya, eğitimi sadece okul duvarlarıyla sınırlı bir faaliyet değil, yaşam boyu süren bir gelişim süreci olarak tanımlar. İlk bölümlerde, özellikle Almanya’daki Türk çocuklarının karşılaştığı yapısal engeller, çok dilliliğin bir engel değil zenginlik olarak kabul edilmesi gerekliliği ve kimlik oluşumu süreçleri üzerinde durulmaktadır. Yazarın Ağaçtaki Uçurtma gibi eserleri, edebiyatın kültürlerarası bir köprü kurma işlevini vurgularken, öğretmen adaylarına yönelik sunduğu profilde empati ve sosyal sorumluluğu merkeze koymaktadır. Çalışmanın son bölümü, Pazarkaya’nın kendi öğrencilik ve öğretmenlik deneyimlerinden yola çıkarak “öğretmenin de bir öğrenme biçimi olduğu” fikrini işlemektedir. Yetişkin eğitim merkezlerinin ve yaşlılar için eğitimin toplumsal önemi vurgulanarak, eğitimin dönüştürücü gücü ele alınmaktadır. Sonuç olarak Pazarkaya, eğitim ile sosyal adalet, kültürlerarası diyalog ve bireysel gelişim arasında ayrılmaz bir bağ kurmaktadır.
This paper analyses the views on education of Yüksel Pazarkaya, a writer, translator and researcher who has lived in Germany since 1958 and is one of the leading figures in migration literature. The study conducts a qualitative document analysis based on Pazarkaya’s fiction works, anthologies and conference paper in which he shares his own experiences. The paper focuses on the educational problems of migrant children in the dominant culture, intercultural pedagogy and lifelong learning processes. Pazarkaya defines education not as an activity confined to school walls, but as a lifelong process of development. The first chapters focus in particular on the structural obstacles faced by Turkish children in Germany, the need to view multilingualism not as an obstacle but as an enrichment, and identity formation processes. Works by the author such as ‘Ağaçtaki Uçurtma’ (The Kite Tree) emphasise the intercultural bridging function of literature and place empathy and social responsibility at the centre of the profile he conveys to prospective teachers. The final part of the paper deals with the idea that ‘teaching is also a form of learning,’ based on Pazarkaya’s own experiences as a student and teacher. Emphasising the social importance of adult education centres and education for older people, the transformative power of education is discussed. In summary, Pazarkaya establishes an inseparable link between education and social justice, intercultural dialogue and individual development.