Yazar, önemli bulduğu bir konuda yazınsal ürünler veren, aksini iddia etse de alımlayıcısında etki bırakma amacı taşıyan bir kişidir. Yazınsallık ise düşünceleri, duyguları, dünyaya, doğaya, yaşama ilişkin olay, eylem ve durumları sözlü ya da yazılı dil aracılığıyla kurgulama sanatıdır. Sanatın özünde beğenme – beğenilme, güzel ve hoş bir izlenim bırakma kaygısı vardır. Hâl böyleyken, iyi yazar olma niteliklerine sahip her yazarın toplum içindeki tanınırlığının beklenen düzeyde olmadığını görmek olanaklıdır. a) İyi bir yazar tanınmamış bir yazar olabilir. b) Tanınmış bir yazar iyi bir yazar olmayabilir. c) Bir yazar hem iyi hem tanınmış olabilir. ç) Bir yazar ne iyi ne de tanınmış olabilir. Örneklendirecek olursak: Şahsen bugüne kadar Orhan Pamuk’un eserlerinden okuyup da “keyif aldım, zevkle okudum, iyiydi, sıkıcı değildi, akıcıydı” gibi olumlu yaklaşımlar yerine hep “başladım, ama bitiremedim, çok sıkıcıydı, Türkçesi çok bozuk” vb. olumsuz eleştiriler duymuşuzdur. Öyleyse nasıl olmuş da Orhan Pamuk’a 2006 Nobel Edebiyat Ödülü verildi? İyi olup da tanınmamış birçok yazar ve bilim insanı vardır. Hatta bazılarının değeri ancak ölümünden sonra anlaşılabilmiştir. S. Şahin gibi yazınsal iyilik ölçütlerini karşılama açısından olumlu izlenimler bırakıyorsa, buna karşın yeterince tanınmıyorsa, bunun en büyük nedeni reklam yoluyla görünür ve tanınır kılınmamasıdır. S. Şahin, çokyönlü ve yaratıcı bir eğitimci kimliğini yazarlık faaliyetleriyle perçinlemektedir. Genç yaşta başlayan yazarlık serüvenine beş roman, bir öykü kitabı ve sekiz çocuk kitabı sığdırmıştır. Bu çalışmanın amacı, Sündüs Şahin’in öğrencilik + öğretmenlik dönemlerinde kazandığı farkındalık ile duyarlılığı, Almanya’ya yerleştikten sonraki deneyimleriyle sentezleyerek dikkat çeken yazınsal yapıtlarını irdelemektir. Bu yapıtlarda çokdillilik, kültürlerarasılık, pedagojik sorumluluk, toplumsal farkındalık, toplumsal gerçekliğin acımasızlığı, entegrasyon, dışlanma, aidiyet ve aidiyetsizlik, vicdan ve vicdansızlık, hoşgörü ve hoşgörüsüzlük, emek ve emek sömürüsü, umut ve umutsuzluk, bireysel mücadele ruhu, içsel hesaplaşmalar, sevgi ve sevgisizlik gibi kavramlar öne çıkmaktadır.
A writer is someone who produces literary works on topics they deem important with the intention of making an impact on their audience, regardless of their own claims. Literature, on the other hand, is the art of expressing thoughts, feelings, events, actions and situations relating to the world, nature and life through the use of spoken or written language. At the core of art lies the desire to be liked and admired, and to leave a beautiful and pleasant impression. Therefore, not every writer who possesses the qualities of a good writer is recognised by society to the expected degree: a) A good writer may be unknown. b) A well-known writer may not be good. c) A writer may be both good and well-known. d) A writer may be neither good nor well-known. For example: Up until now, when it comes to Orhan Pamuk's works, we've always heard negative criticism like “I started it, but couldn't finish it; it was boring; the Turkish was poor”, rather than positive comments such as “I enjoyed it; I read it with pleasure; it was good; it wasn't boring; it was fluid”. So how did Orhan Pamuk come to be awarded the 2006 Nobel Prize in Literature? There are many talented writers and scientists who remain unknown. In fact, the value of some is only recognised after their death. If someone like S. Şahin meets literary excellence standards yet remains insufficiently recognised, it is mainly because they have not received enough publicity. S. Şahin strengthens her multifaceted and creative identity as an educator through her writing. Since beginning her writing journey at a young age, she has written five novels, a collection of short stories and eight children's books. This study aims to analyse Sündüs Şahin's remarkable literary works by synthesising the awareness and sensitivity she developed during her studies and teaching career with her experiences after settling in Germany. Her works explore themes such as multilingualism, interculturalism, pedagogical responsibility, social awareness, the harshness of social reality, integration, exclusion, belonging and non-belonging, conscience and lack of conscience, tolerance and intolerance, labour and labour exploitation, hope and hopelessness, the spirit of individual struggle, internal reckonings, and love and lovelessness.